AJAX progress indicator
Sözlükte Ara: [ Aramayı Sil ]
  • a

  • Akut
    1. Ani başlayan ve birden şiddetlenen (akut hastalık). 2. Akut, kroniğin zıddıdır. Bazen hastalık önlerine akut ya da kronik kelimesi eklenir. Hastalığın akut formu hızlıca gelişen formudur. Akut hastalıklar genellikle tedavi ya da cerrahi(...)
  • ALT
    Alanin aminotrasferaz (ALT, SGPT), Normal Değeri: 0-50 U/L. Karaciğer nekrozuyla karakterize hastalıkların tanı ve takibinde kullanılır. Primer olarak karaciğerde bulunur. Karaciğer hastalığında klinik semptomlardan bile önce yükselir. Alanin(...)
  • Anal Fissür
    Anal fissür, anüsteki ince, nemli dokudaki (mukoza) küçük bir yırtıktır. Gaita yaparken sert veya büyük dışkı geçtiğinde anal fissür oluşabilir. Anal fissürler genellikle gaita yaparken ve yaptıktan sonra ağrı ve kanamaya neden olur. Anal(...)
  • Anal Fistül
    Anal fistül, cilt ile sindirim sisteminin sonundaki kaslarla çevrili açıklık (anüs) arasında gelişen enfekte bir tüneldir. Çoğu anal fistül, bir anal bezde başlayan enfeksiyonun sonucudur. Anal bezdeki enfeksiyon önce apseye dönüşür. Apse,(...)
  • Anal Kanal
    Anal kanal; kalın bağırsağın (kolon), 4-5 cm lik en son (alt) parçasıdır. Rektum ile anal verge (anal orifis, anüs) arasındadır (cerrahi anal kanal). Kalçaların arasındaki (anal verge çevresindeki) keratinize, pigmente perianal deride cilt(...)
  • Anemi
    Anemi, kansızlık; vücudun dokularına gerekli oksijen taşımak için yeterli miktarda sağlıklı kırmızı kan hücrenizin bulunmadığı bir durumdur (eritrosit, kırmızı küre, alyuvar). Anemi, alyuvar sayımı veya hemoglobinin normalden daha düşük(...)
  • Anestezi
    Anestezi, his kaybı; özellikle de ağrı kaybı, uyuşma, uyuşturma. Ağrı, dokunma, sıcak, soğuk hisleri kaybolur. Özellikle de güvenli ve ağrısız cerrahi (ameliyat) yapılabilmesi için ilaçlar kullanılarak sağlanır. Anestezi, ilaçla bilinçli olarak(...)
  • Anoderm
    Anoderm, anal kanalın içini kaplayan tabaka (epitel). Aşağıda anal verge, yukarıdaki dentat çizgi (pectinate çizgi) arasında, anal kanala ait epiteldir. Anal mukoza da denmekle birlikte, anoderm (anal cilt, deri) daha doğru bir tanımlamadır.(...)
  • Anorektal
    Anorektal, kalın bağırsağın anüs ve rektum kısımlarıyla ilgili. Örneğin: Anorektal apse (perianal apse) anorektal hastalıklar (hemoroid, anal fissür, anal fistül), anorektal manometri, anorektal fistül. Örnekler Anorektal Apse: Anüs ve(...)
  • Anoskopi
    Anoskopinin kelime anlamı, anal kanalın içine bakmak demektir. Anoskopi, anoskop (anal spekulum) adı verilen, küçük, sert, ışıklı bir boru şeklindeki alet kullanarak yapılır. Anoskopi, hemoroid, anal fissür ve kanser teşhisinde(...)
  • Anterior
    Anterior, ön, önünde, öne yakın. Posterior'un zıddı. İnsan anatomisinde vücudun ön yüzeyini ifade eder. Genellikle bir yapının diğerine göre konumunu, yani vücudun ön kısmına yakın konumda olduğunu belirtmek için kullanılır. Eş anlamlısı:(...)
  • Antienflamatuar
    Antienflamatuar, inflamasyonu, yangıyı (iltihabi reaksiyonu) önleyici anlamındadır. Antiinflamatuar ilaçlar kortizon, asprin ve ibuprofen türü ilaçlardır. Bu ilaçlar inflamasyon bulguları olan şişme (ödem), hassasiyet, ağrı ve ateşi(...)
  • Antioksidan
    Antioksidan; oksidasyonu engelleyen, özellikle de vitamin E, vitamin C veya beta karoten gibi oksidasyonun zararlı etkilerden koruyan maddeler. Oksidasyon, hücrelere zarar verebilecek serbest oksijen radikalerinin ortaya çıkabildiği kimyasal(...)
  • Apeks
    Apeks; tepe noktası. Koni yada piramit şeklindeki bir yapının uç noktası. Piramit veya koni şeklindeki bir yapının herhangi bir ucu. Vücudun dışındaki yapılar için genellikle "uç" terimi kullanılırken (örneğn; burun ucu, dil ucu), vücudun(...)
  • Asemptomatik
    Asemptomatik, semptom-belirti vermeyen, sessiz seyreden, subklinik hastalık. Asemptomatik ve subklinik birbirine yakın terimlerdir. Subklinik, normalden az belirtinin olduğu ya da hiç semptom vermeyen hastalıklarda kullanılır. Hastalığın(...)
  • Asit
    Asit, assit, ascites, karında yani periton boşluğunda sıvı toplanması. Teknik olarak periton boşluğunda 25 ml yi geçen sıvı asit olarak kabul edilir. En çok kronik karaciğer yetmezliğinde (siroz) görülür. Peritonitis karsinomatoza, over(...)
  • AST
    Aspartat aminotransferaz (AST, SGOT) (Normal Değeri: 0-50 U/L) Aspartat aminotransferaz (AST) karaciğer hastalıklarında ve özellikle parankim hasarına bağlı gelişenlerin tanı ve takibinde kullanılır. Aspartat aminotransferaz (AST), karaciğer,(...)
  • Atrofi
    Atrofi, körelme, zayıflama. Normal olan bir organ ya da dokunun küçülmesi, körelmesidir. Organ ya da dokunun, gelişme evresinde geri kalması (gelişme geriliği) de atrofi olarak ifade edilir. Atrofinin tersi hipertrofidir. Atrofi ile distrofi(...)
  • b

  • Bakteriyemi
    Bakteriyemi, kan dolaşımında bakterilerin varlığı, bakteremi, bacteremia. Geçici, aralıklı veya sürekli olabilir. Geçici bakteriemi diş çekimi gibi dental işlemlerden kaynaklanabilir. Sağlıklı insanlarda geçici bakteriyemi belirti vermez ve(...)
  • Benign
    Benign, iyi huylu, malign'in tersi. Tümörle (onkoloji) ilgili kullanılırsa, benign iyi huylu anlamındadır ve uygun tedavi ile bir daha nüks etmeyecek tümörleri kapsar (benign tümör). Benign'in onkoloji (tümör) dışı durumlarda kullanımı ise(...)
  • Benign Prostat Hiperplazisi
    Benign prostat hiperplazisi, BPH, benign prostat hipertrofisi de denir, prostat büyümesidir. Orta yaş üstü erkeklerde görülür (50 yaş). Büyümüş prostat bezi, üretrayı sıkıştırarak, idrara başlarken ve yaparken zorluğa (ıkınmaya), idrar hızının(...)
  • Beyaz Küre
    Beyaz küre, lökosit. Kanın pigment (boya) içermeyen immun sistem hücreleridir (bağışıklık sistemi). Kemik iliğinde üretilir, çekirdek (nukleus) bulunur ancak hemoglobin bulunmaz (eritrosit ve trombositlerde nukleus yoktur). Beyaz küreler(...)
  • Bilirubin
    Bilirubin, safraya rengini veren koyu sarı maddedir. Heme denen organik bir molekülün yıkımı (parçalanması) ile açığa çıkar. Heme, kanda oksijen taşıyan hücreler olan eritrositlerin içindeki hemoglobin denen proteinin bir parçasıdır. Her(...)
  • Bipolar
    Bipolar;  Çift kutuplu (uçlu) olan, Bipolar elektrokoter; koter pensetinin her iki ucunda da elektrik vardır ve devre bu iki uç arasında dokudan geçerek tamamlanır. Dolayısıyla sadece iki ucun arasında kalan doku koterize edilir,(...)
  • Biyopsi
    Biyopsi; patoloğun mikroskopta incelemesi için doku, hücre alınması, ya da sıvı alınması, çıkarılması. Çoğunlukla bir tümörün habis (malign) veya iyi huylu (benign) olup olmadığını belirlemek için yapılır. Bazı infeksiyon ve inflamatuar(...)
  • Bulgu
    Bulgu, sign. Muayene ile tespit edilebilen hastalığa ait objektif bulgu, işaret.  Örneğin ateş, hassaiyet, duyulan anormal solunum sesleri. Bulgulara çoğu zaman semptomlar eşlik eder.  Belirti (semptom) ise, hastanın hastalıktan(...)
  • Büyük Omentum
    Büyük omentum (omentum majus, epiploon) midenin büyük kurvatüründen başlayıp tüm bağırsakların üzerini mutfak önlüğü gibi örten , 4 katlı bir periton tabakasıdır. 4 kat tabakanın ikisi midenin ön ve arka yüzünden, ikisi ise transvers kolonun ön(...)
  • Bypass
    Bypass, baypas. Cerrahi olarak oluşturulan yan yol, köprü. Normal anatomik oluşum atlanıp devre dışı bırakılır, akım yeni yoldan olur. Örnekler Koroner arter baypas cerrahisi, vasküler baypas ameliyatıdır. Kalp damarının (koroner arter)(...)
  • c

  • Cerrahi
    Cerrahi Cerrahi, ameliyat. Latince chirurgiae kelimesinden gelir, elle yapılan anlamındadır. Tıpta hastalıkların ameliyatla tedavi edilmesidir. "Cerrahi sıfatı", ameliyatla ilgili anlamına gelir; Örneğin, cerrahi aletler veya cerrahi(...)
  • d

  • Dansite
    Dansite; yoğunluk. Radyolojide X ışını geçirgenliği anlamında kullanılır. Bir madde-doku X ışınlarını ne kadar az geçirirse, filmlerde o kadar dens (hiperdens, beyaz) görünür, örneğin kemikler. Madde-doku, X ışınını ne kadar çok (kolay)(...)
  • Dentat çizgi
    Dentat line-çizgi (linea dentata), pectinate line (linea pectinata, pektinat çizgi), linea anorectais, linea anocutanea: Anal kanalın üst üçte ikisini, alt üçte birinden ayıran dişli çizgi. Diğer bir deyişle, rektumun kolumnar epiteli ile anal(...)
  • Dexon
    Dexon, sentetik, absorbable (emilebilir), örgülü multiflaman ve monoflaman dikiş markasıdır (Covidien TM). Düğüm emniyeti iyi-orta'dır (genellikle 5 düğüm yeterlidir). Sütür glikolik asitin homopolimeridir. Gerilme direnci 2 ve 3 haftada,(...)
  • Direkt Bilirubin
    Direkt bilirubin, suda çözünebilen bilirubindir. Eritrositin (alyuvar, kırmızı kan hücresi) yıkımı ile oluşan indirekt bilirubin, kanda albumine bağlı olarak karaciğere taşınır. Karaciğerde glukuronik asitle birleştirilir ve suda eriyebilen(...)
  • Direkt İnguinal Herni
    Direkt inguinal herni, Hasselbach üçgeninden çıkan inguinal hernidir (kasık fıtığı). Direkt denmesinin nedeni, herninin inguinal kanaldan geçmeden direkt karın duvarından çıkmasıdır. Çünkü indirekt inguinal herni karından dışarıya, inguinal(...)
  • Distal
    Distal; bir organın merkezden uzakta olan kısmıdır. Anatomik olarak bir referans noktasından, orijinden (doğduğu-başladığı nokta) veya bağlanma noktasından, medyan çizgiden uzakta bulunan. Proksimal'in zıddı. Örneğin gastrointestinal sistemin(...)
  • Diyabet
    Diyabet, tek başına kullanıldığında şeker hastalığı kastedilir. Aslında şeker hastalığının tam adı diabetes mellitustur. Eski Yunanlılar dibetes kelimesini, çok idrar yapılan (poliüri) hastalıklar için kullanmışlardır. Diabetes Mellitus Kan(...)
  • Diyafram
    Karın ve toraks (göğüs) boşluklarını birbirinden ayıran muskulomembranöz (muskulotendinöz) bir yapıdadır. Diyaframın tendinöz olan orta kısmına centrum tendineum denir (santral tendon). Diyafram, nefes almamızı sağlayan (solunum) ana kastır.(...)
  • Diyare
    Diyare; ishal. iki tanımlama yapılabilir. Günlük 3 ten fazla gaita (büyük tuvalet) yapmak ya da gaitanın cıvık olması (300 gr). Normalde gaitanın (dışkı) % 60-75'ini su oluşturur. Diyarede bu orandan daha fazla su bulunur. Zaman zaman herkes(...)
  • Drenaj
    Drenaj; sıvının boşalması, boşaltılması. Bunu örneklerle daha iyi açıklayabiliriz. Apse drenajı; apsenin bistüri ile kesilerek (açık drenaj) boşaltılması. Ya da özellikle derinde mesela karın içinde olan apselerin ultrason ya da bilgisayarlı(...)
  • Duodenum
    Duodenum, 12 parmak bağırsağı. Duodenum, ince bağırsağın en kısa ve en geniş ilk kısmıdır. Yakalaşık 12 parmak (25 cm) uzunluğundadır. Duodenum, pilor denen mide çıkışı ile, jejunum arasındadır. Ana safra kanalı ve pankreas kanalı (Wirsung)(...)
  • e

  • E vitamini
    E vitamini; alfa tokoferol. Yağda eriyen, antioksidan bir vitamindir. Doku hasarı yapan serbest oksijen radikallerine bağlanır. Özellikle buğday, bitkisel yağlar, yumurta sarısı ve yeşil yapraklılarda bulunur. Eksikliği özellikle nörolojik(...)
  • Ekojenite
    Ekojenite; ultransonda dokuların ses dalgalarını yansıtma (yankı-eko yapma) özelliği. Ekojen ya da hiperekojen dokular ses dalgalarının çarpıp geri döndüğü yapılardır (genellikle daha sert), ultrasonda beyaz görünürler (safra taşı gibi). Ses(...)
  • Eksizyon
    Eksizyon; kesip çıkartma. Cerrahide bir organ, doku, kemik veya tümörün, vücuttan kısmen veya tamamen çıkarılması. Eksizyonel biyopsi; kitlenin tamamı alınarak yapılan bir açık biyopsidir. İnsizyonel biyopsi; kitleden bir kısmı(...)
  • Eksternal
    Eksternal, dış, dışında, dışarıda. İngilizce "external" kelimesinden gelir. Tıp jargonunda genellikle, external kelimesinin karşılığı olan "dış" kelimesi yerine Türkçeleştirilerek "eksternal" terimi kullanılır. Çünkü eksternal sıfatı ile(...)
  • Embriyo
    Embriyo, bebeğin ilk gelişim evresidir (0-8 hafta). Bu dönemde majör organlar henüz gelişmemiştir. Sperm ve yumurta birleştikten sonra zigot (1 hücre) oluşur, bu olaya fertilizasyon (döllenme) denir. Zigot (fertilizasyon), son adet(...)
  • Enzim
    Enzim; biyolojik katalizör. Proteindir, hücrelerde üretilir. Katalizör; reaksiyonu hızlandıran. Örneğin pepsin, bir sindirim enzimidir. Enzimler çok seçici katalizörlerdir. Gıdaların sindiriminden, DNA sentezine kadar metabolik(...)
  • Epigastrium
    Epigastrium, veya epigastrik bölge; karın üst orta bölgesidir. Kot kenarları (kaburga yayları) ile subkostal plan arasındaki üçgen şekilli alandır. Epigastrik bölge aynı zamanda, midenin önündeki karın bölgesidir. Genellikle mide ile ilgili(...)
  • Etanol
    Etanol; etil alkol. Sarhoşluk veren içeceklerdeki alkoldür. Renksiz, uçucu, yanıcı bir sıvıdır (C2H5OH). Alkol, etil alkol ve alkol olarak da adlandırılan etanol (EtOH), mayalar tarafından şekerlerin fermantasyonu ile üretilen, alkollü(...)
  • Etiyoloji
    Etiyoloji, etyoloji, etioloji; hastalığın nedeni, kökeni. Hastalık nedenleri ile uğraşan bilim. Bir hastalığın etiyolojisi (nedeni), intrinsik (hastanın kendinden) ya da ekstrensek (ekstrinsik, dış etkiler nedeniyle) olabilir. Ekstrensek(...)
  • f

  • Fasya
    Fasya, fasia, fascia; dar manada kas ve iç organları saran veya bağlayan bağ doku. Geniş manada tüm dokuları bir arada tutan 3 boyutlu, örümcek ağına benzer biyolojik bir kumaştır. Fasya (fascia) Latince'den gelir, "bant" demektir. Fasya(...)
  • Femoral Herni
    Femoral herni, kasığın ve inguinal ligamanın hemen altında, femoral kanaldan kaynaklanan hernidir. Kadınlarda en sık görülen herni inguinal hernidir (femoral herniden sıktır).  Ancak femoral hernilerin çoğu kadınlarda görülür. Muayenede tanı(...)
  • Femoral Kanal
    Femoral kanal, femoral kılıfın (sheath) medialindeki (iç kısmındaki) kanaldır. Buradan lenfatik damarlar geçer ve lenf nodu bulunur (Cloquet lenf nodu). Femoral kılıfın içindekiler, femoral kanal, femoral ven ve femoral arterdir. Femoral(...)
  • Fetus
    Fetus, fetüs, cenin, vivipar (canlı doğan) organizmalarda, embriyo-doğum arasındaki evredir. İnsan gelişiminde fetüs dönemi (evresi) 9-38 haftalar arasındadır (Son adet tarihine göre 11-40. haftalar). Fetüsten önceki evrede gelişen canlıya(...)
  • Fıtık
    Fıtık, herni, yarımlık. Organın, kendisini yerinde tutan kas ya da oluşumun dışına doğru kayması, normal yerinden başka bir alana yer değiştirmesidir. Fıtıkların çoğu karın, özellikle de kasık kaynaklıdır (inguinal). En sık fıtıklaşan organ(...)
  • Fibrozis
    Fibrozis, fibroz, nedbeleşme, bağ dokusuna dönüşüm demektir. Normal iyileşmenin bir parçası olarak (fizyolojik) ya da yaralanmaya bir yanıt olarak (patolojik) oluşabilir. Fibrozis, dokuda, hücreler arasında fibröz doku (bağ dokusu) birikimidir.(...)
  • Fleksibl Rektosigmoidoskopi
    Rektosigmoidoskopi, proktosigmoidoskopi, sigmoidoskopi; endoskop denen esnek (flexible) ışıklı hortum benzeri aletle anüsten geçilerek, rektum ve sigmoid kolonun içine (mukoza) bakılmasıdır. Kalın bağırsağın son 60 cm lik kısmı incelenir. Bu(...)
  • Flep
    Flep cerrahisi, kendi beslenmesi (kanlanması) olan bir doku parçasının, başka bir bölgeye (örneğin yaraya) nakledilmesidir. Bu kendi damarı olan dokuya flep denir. Flep ile greft birbirine benzer ancak greftin kendi beslenmesi (damarı) yoktur.(...)
  • Fossa
    Fossa, anatomide çukur demektir.  Örneğin medial inguinal fossa direkt inguinal herninin kaynaklandığı bölgedir. Popliteal fossa, dizin arkasındaki çukurluk. Genel Cerrahide Fossa Örnekleri Epigastrik fossa: Biri epigastrik bölgededir (...)
  • g

  • Genel Anestezi
    Genel anestezi, kişinin tamamen bilinçsiz hale getirilerek ağrı duymasının engellenmesi. Uyumaktan daha derindir, beyin ağrılı uyaranlara cevap vermez. Genellikle intravenöz ilaçlar ve gazlar birlikte kullanır. Şuur kaybı ve anestezinin yanı(...)
  • Göbek bağı
    Göbek bağı, göbek kordonu, umbilikal kord. Fetüsün plasenta ile bağlantısını sağlar. Bebeğin bir parçasıdır ve iki arter ve bir ven içerir. Umblikal ven, plasentedan gelen oksijenli ve besinli kanı taşır (portal venin sol dalına dökülür).(...)
  • Grade
    Grade; derece. Kanser patolojisinde, tümör dokusunun malignite derecesi ve farklılaşmasının sınıflandırılmasıdır. Örneğin, iyi, orta veya kötü derecede diferansiyasyon veya anaplastik (farklılaşmamış, andiferansiye) tümörler. İyi diferansiye(...)
  • h

  • Hemoroidektomi
    Hemoroidektomi, hemoroidin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Evre 3 ve 4 hemoridlerde uygulanır. Ameliyattan (hemoroidektomiden) önceki akşam ve sabah rektal lavmanlar ile (enema) kolonun distal (son) kısmı temizlenir. Hemoroidektomi lokal, spinal(...)
  • Hepatit
    Hepatit; karaciğerin inflamasyonudur (iltihabi reaksiyon). Hepatit deyince ilk olarak akla viral hepatitler gelir. Viral hepatitlere halk arasında bulaşıcı sarılık da denir. Hepatit, kendini sınırlayıp iyileşebilir ya da fibrozis ve sonrasında(...)
  • Hepatomegali
    Hepatomegali, karaciğer büyümesi. En çok obezite, kalp yetmezliği, hepatit, lösemi-lenfoma ve genetik hastalıklarda ortaya çıkar. Hepatomegali Nedenleri Karaciğer yağlanması (obeziteye ya da alkole bağlı) Virűsler (Viral hepatitler,(...)
  • Hepatosit
    Hepatosit, karaciğerin ana parankim hücresi. Karaciğerin yaklaşık %70-85'ini bu hücreler oluşturmaktadır. Protein ve safra üretir. Karbonhidratlardan yağ asiti ve trigliserid sentezler. İlaç, hormon vb detoksifiye eder (yıkar). Hepatositlerin(...)
  • Hepatosteatoz
    Hepatosteatoz, karaciğer yağlanması. Hepatosteatoz, hepatosit denen karaciğer hücrelerinde yağ (lipit, en çok trigliserit) birikimidir ve karaciğer hasarının en sık görülen yansımasıdır. Başlıca 3 durumda oluşur. Basit karaciğer(...)
  • Heterozigot
    Heterozigot; gen çiftinin her birinin farklı olması.  İnsanda her bir özelliği belirleyen genler çifttir (diploid). Bir anneden, biri babadan gelir. Bu gen çiftleri beraber o özelliği belirler (saç rengi, göz rengi vb). Bu çift genler(...)
  • Hiatal Herni
    Hiatal Herni, midenin bir kısmının, diyaframda yemek borusunun geçtiği açıklıktan (özofageal hiatus) yukarı kaçmasıdır. Hiatal herniler ile diyer diyafram hernileri birbirine karıştırılmamalıdır. Hiatus açıklık demektir. Diyaframda birçok(...)
  • Hiatus
    Hiatus, yarık, açıklık anlamındadır. Tıpta çeşitli yapıların geçtiği açıklıklar için kullanılır. Örneğin özofageal hiatus, yemek borusunun göğüs boşluğundan karına geçtiği seviyede, diyaframdaki açıklıktır. Genel cerrahide tek başına hiatus ya(...)
  • Hiperlipidemi
    Hiperlipidemi; kandaki lipit veya lipoproteinlerden tek bir çeşidinin veya hepsinin aynı anda anormal seviyede yükselmesine verilen isimdir. Hiperlipidemiler Primer ve sekonder olarak alt tiplerde incelenirler. Primer hiperlipidemi(...)
  • Hipertansiyon
    Hipertansiyon; yüksek kan basıncı. Kalp kasılırken (sistol, kan pompalanır) kan basıncı en üst düzeye çıkar, kalp gevşediğinde (diastol, kan kalbe dolar) kan basıncı en alt seviyeye iner. Ölçüsü mmHg (civa) dır. Kan basıncı söylenirken önce(...)
  • Hipertrofik Papilla
    Hipertrofik anal papilla; kronik anal fisürde oluşan dentat line hizasındaki fibrotik kabarık doku. Hipertrofik anal papilla, dentat çizgide oluşur. Kronik anal fissürün, klasik triadının bir parçasıdır (1. Kronik anal fissür, 2. Hipertrofik(...)
  • Homozigot
    Homozigot; gen çiftinin her birinin aynı olması.  İnsanda her bir özelliği belirleyen genler çifttir (diploid). Bir anneden, biri babadan gelir. Bu gen çiftleri beraber, o özelliği belirler (saç rengi, göz rengi vb). Bu çift genler birbirinin(...)
  • i

  • İatrojenik
    İatrojenik, iyatrojenik, insan eliyle (sağlık personeli) oluşan.  Tedavi yada tanı işlemleri sırasında  istemeden yapılan-ortaya çıkan durum. Örneğin safra kesesi ameliyatı sırasında, istemeden safra yollarının yaralanması, iatrojenik safra(...)
  • İç halka
    İç halka, anulus inguinalis profundus, internal ring. Karın ön duvarında, kasık bölgesinde, erkekte spermatik kordun kadında uterusun round ligamentinin geçtiği delik (halka). İnferior epigastrik damarların hemen lateralinde kalır. İndirekt(...)
  • İdiopatik
    İdiopatik, hastalığın nasıl geliştiği bilinmeyen. Genellikle kriptojenik kelimesi ile aynı anlamda kullanılır. Kelime kökeni olarak idiopatik, patolofizyolojisi bilinmeyen, kriptojenik ise orjini yani sebebi bilinmeyen anlamındadır. Örneğin;(...)
  • İmplant
    İmplant; vücutta eksik ya da hasarlı bir yapıyı değiştirmek ya da güçlendirmek için üretilmiş tıbbi cihaz. Medikal implantlar insan eliyle yapılır, transplantlar ise biyolojik dokulardır. Bazı İmplant Örnekleri Yüzey implantları:(...)
  • İndirekt Bilirubin
    İndirekt bilirubin, suda çözünmeyen bilirubindir. Eritrositin yıkımı ile oluşur, kanda albumine bağlı olarak karaciğere taşınır. Karaciğerde indirekt bilirubin glukuronik asitle birleştirilir ve suda eriyebilen direkt (konjuge) bilirubin(...)
  • İndirekt İnguinal Herni
    İndirekt inguinal herni, en sık görülen karın hernisidir. Tüm direkt inguinal herniden 5 kat daha sık görülür ve inguinal kanalın içinden çıkar. Kadınlardan 7 kat daha sık görünür. Bunun sebebi, erkeklerde testisin karın içinden skrotuma inişi(...)
  • İnflamatuar Bağırsak Hastalığı
    İnflamatuar bağırsak hastalığı, (İBH, inflammatory bowel disease, IBD), sindirim sisteminin kronik inflamasyonunu (iltihabi reaksiyon) içeren bozuklukları tanımlamak için kullanılan şemsiye bir terimdir. İnflamatuar bağırsak hastalığı türleri(...)
  • İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları
    İnflamatuar bağırsak hastalıkları, (İBH, inflammatory bowel disease, IBD), sindirim sisteminin kronik inflamasyonunu (iltihabi reaksiyon) içeren bozuklukları tanımlamak için kullanılan şemsiye bir terimdir. İnflamatuar bağırsak hastalıkları(...)
  • İnflame
    İnflame, İltihabi reaksiyon gelişmiş. İnflamasyon, Latince “inflammatio” dan gelir. Patojenler (bakteri virüs vb), hasar görmüş hücreler ya da irritan maddeler gibi zararlı etkilere karşı vücudun verdiği kompleks biyolojik yanıttır. Burada(...)
  • İnfrared
    kızılötesi ışın
  • İnguinal Herni
    İnguinal herni, kasık bölgesinde gelişen hernidir. Tipleri direkt ve indirekt dir. En sık görülen karın hernisidir. İndirekt inguinal herni, direkt inguinal herniden 5 kat daha sık görülür ve inguinal kanalın içinden çıkar. Direkt herniler ise(...)
  • İnguinal kanal
    İnguinal kanal, kasık bölgesinde, erkekte spermatik kord, kadında uterusun round ligamentinin geçtiği 4 yüzlü bir bölgedir. Spina iliaka anterior superior un medialinden başlar, tuberkulum pubikumun lateralinde biter. Sınırları, önde eksternal(...)
  • İnkarserasyon
    İnkarserasyon, latince (incarcerted) hapsolmuş demektir. İnkarserasyon genellikle herni için kullanılır, boğulmuş fıtık demektir. Fıtık elle geri gönderilemez (irreducible). İnkarsere Herni (boğulmuş fıtık); katı madde geçemeyecek şekilde(...)
  • İnkarsere
    İnkarsere, latince (incarcerted) hapsolmuş demektir. İnkarsere herni, boğulmuş fıtık demektir. Fıtık elle geri gönderilemez (irreducible).
  • İnkarsere Herni
    İnkarsere herni, boğulmuş fıtık demektir (latince incarcerted; hapsolmuş). Fıtık elle geri gönderilemez (irreducible). Ağrılı olabilir, bağırsak obstrüksiyonuna neden olabilir, bağırsağın damarlarının da sıkışmasına bağlı olarak iskemi ve(...)
  • İnnervasyon
    İnnervasyon, sinir donanımı, sinir örgüsü; belli bir vücut bölgesinin veya organın sinirle donanması. Anatomide Sinir Sistemi anlamında kullanılır. Sinir Sistemi Santral (merkezi) sinir sistemi Beyin Omurilik Periferik(...)
  • İnsizyon
    İnsizyon, kesi, tıpta cildi, dokuyu ya da organı kesmek demektir. Örn. göbek üstü/altı median, subkostal, McBurney, Pfannenstiel, Kocherin kolye insizyonu gibi terimler ameliyata başlarken ciltte yapılan kesilerin yerini tarif eder. (Tıp:(...)
  • İnsizyonel Herni
    İnsizyonel herni, kesi yeri fıtığı, karın ameliyatlarındaki kesilere bağlı gelişen hernilerdir. Aylar ya da yıllar sonra ortaya çıkabilir. Gelişme riski %15 civarındadır. Genellikle yara infeksiyonu gelişenlerde, yaşlı ve kilolu kişilerde ve(...)
  • İnspeksiyon
    İnspeksiyon, gözlem demektir. Tıpta inspeksiyon (gözlem), palpasyon (elle hissederek), perküsyon (parmaklarla vurarak) ve oskültasyon (dinleyerek) basamaklarını içeren fizik muayenenin ilk adımıdır. İnspeksiyonla Şunlar İncelenir Mental(...)
  • İnsülin
    İnsülin; Pankreasın salgıladığı, kan şekerini (glukoz) düşüren hormon. İnsülin hücrelerin glukozu kullanmasını sağlar. İnsülin olmadan (tip 1 diyabet) veya insülin rezistansı varsa (tip 2 diyabet) hücreler glukozu kullanamaz ve kan şekeri(...)
  • İnternal
    İnternal: [İng. Internal; Lat. Internus] İç, içte olan, içsel, dahili. İçte ya da orta eksene yakın olan. Tıpta vajina, uterus veya rektum gibi iç kısımda bulunan organların muayenesinde de kullanılan bir terimdir (internal(...)
  • İrritasyon
    İrritasyon: [İng. Irritation] Tahriş; deri veya mukozada tahriş nedeniyle oluşan durum, inflamasyon ön durumu. İrritan madde ile oluşur. Uyarı, irkilme; Vücudun herhangi bir kısmının, bir uyarana karşı aşırı derecede duyarlı(...)
  • İskemi
    İskemi: [İng. Ischemia; Yun. iskhein] Yerel (lokal) kansızlık, yetersiz kanlanma. Dokulara kan sağlayan damarların daralmasına veya tıkanmasına (tromboz veya emboli) bağlı olarak bir organ veya dokuya yetersiz kan gelmesi veya yerel(...)
  • IU
    IU, international unit (internasyonel-uluslararası ünite). Bir maddenin miktarını standardize etmek için, Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği (WHO) ölçü birimidir. Bazen ağırlık, bazen hacim, bazen biyolojik aktivite ölçü alınarak her madde için(...)
  • j

  • Jackknife
    Jackknife, İngilizce çakı anlamına gelir. Tıpta yüzüstü (yüzükoyun) ve bacaklar kalçadan fleksiyon yapmış şekilde (bacaklar kalçadan öne (aşağı) doğru bükülü) yatış pozisyonudur. Jackknife pozisyonu, cerrahide Kraske pozisyonu diye de(...)
  • k

  • Karaciğer Fonksiyon Testleri
    Karaciğer Fonksiyon Testleri; kan testleridir. Karaciğer hastalığı olup olmadığını yada varsa takibi için kullanılır. Karaciğer Fonksiyon Testleri Nelerdir Karaciğer Fonksiyon Testleri Test Bozulduğu Hastalık Normal(...)
  • Koagülasyon
    Koagülasyon, pıhtılaşma demektir. Tıpta kanın pıhtılaşması anlamında kullanılır, karmaşık bir mekanizma ile ortaya çıkar. Hemostazın(kanamanın durması) önemli birimlerinden bir tanesidir. Koagülasyon: [İng. Coagulation; Lat. Coagulatio](...)
  • KOAH
    KOAH; Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı teriminin kısaltmasıdır (açılımıdır). Akciğerden hava çıkışı zorlaşmıştır. Başlıca iki formu vardır kronik bronşit ve amfizem. Astım da buna dahil edilir. En sık nedeni sigaradır.Nefes darlığı, öksürük(...)
  • Kolesterol
    Kolesterol, siklik hidrokarbon bir alkoldür ve lipid olarak kabul edilir. Çünkü suda çözünmez, bazı organik solventlerde (çözücülerde) çözünür. Kolesterol aynı zamanda vücutta en çok bulunan steroiddir (sterol modifiye bir steroiddir). Tüm(...)
  • Kolonoskopi
    Kolonoskopi; endoskop (kolonoskop) denen ucu ışıklı hortum gibi esnek bir cihazla tüm kalın bağırsağın (kolon) ve kolona bağlanan ince bağırsağın son 10-15 cm lik kısmının incelenmesidir (terminal ileum). Böylece hem gözle inceleme ve tanı(...)
  • Kombine
    Kombine, Beraber, birlikte. Birşeyleri bir araya getirme kavramı, birleştirme. Kombine etmek, iki ya da daha fazla şeyi bir arada uygulamak anlamına gelir. Kombine tedavi (yaklaşımı) birkaç tedavinin beraber uygulaması mesela meme(...)
  • Komplikasyon
    Komplikasyon, bir hastalık varken yeni bir hastalığın veya sorunun eklenmesi. İlave sorun-hastalık, hastalığın kendisine, yapılan ilaç tedavisine ya da cerrahisine (ameliyat) bağlı gelişmiştir. Yani komplikasyon iatrojenik (insan-doktor) eliyle(...)
  • Kondiloma Akuminata
    Kondiloma Akuminata; genital (cinsel bölgede) siğil. Cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Human Papilloma Virüsün (HPV) yaptığı bir enfeksiyondur. En sık HPV 6 ve 11 tipleri kondiloma akuminataya neden olur. En yaygın olarak tutulan alanlar(...)
  • Konjenital
    Konjenital (congenital), doğuştan, doğmalık, bebek doğduğunda var olan durumdur; sebebi ne olursa olsun; kalıtsal olsun ya da olmasın. Konjenital anomaliler (hastalıklar); genetik, infeksiyöz ya da annenin beslenmesine bağlı olabilir. En ciddi(...)
  • Konservatif
    Konservatif, Tıpta takip etmek ya da ilaç tedavisi yapmak anlamında kullanılır. Cerrahi tedavinin zıddıdır.
  • Konstipasyon
    Konstipasyon; kabızlık, klinik olarak sert ve zor gaita yapma ve gaita yapma sıklığında azalmadır. Gaita yapma sıklığı kişiden kişiye değişebilir ve  günde 3 ile 3 günde bir gaita yapmak normal kabul edilir. Konstipasyon (Kabızlık)(...)
  • Kontrakte
    Kontrakte, kasılmış. Örneğin aç iken safra kesesi doludur. Yemek yiyince kasılır (kontrakte olur), içindeki safra sindirim için boşalır ve küçülür. Bu yüzden açken yapılan karın ultrasonografisinde sağlıklı kese dolu olmalıdır. Ancak küçük(...)
  • Kortizol
    Kortizol, böbrek üstü bezinden salgılanan ve iltihabi reaksiyonu (inflamasyonu) azaltan steroid yapılı bir hormondur. Daha resmi adıyla hidrokortizon olarak bilinir. Kortizol, adrenal korteksin, zona fasikülata tabakası tarafından üretilen(...)
  • Koter
    Koter, elektrokoter. Dokuları yakmaya ve yakarak kesmeye böylece kansız ameliyat yapmaya yarayan kalem benzeri bir ucu olan elektrikli alet (koter kalemi). Koterizasyon kanamayı yakarak durdurmak demektir. Başlıca iki türlü koterizayon vardır;(...)
  • Kriptojenik
    Kriptojenik, hastalığın sebebi bilinmeyen. Genellikle idiopatik kelimesi ile aynı anlamda kullanılır. Kelime kökeni olarak idiopatik, patolofizyolojisi bilinmeyen, kriptojenik ise orjini yani sebebi bilinmeyen anlamındadır. Örneğin; kriptojenik(...)
  • Kronik
    Kronik, müzmin, süreğen, kalıcı hastalık. Tıpta genellikle 3 aydan fazla süren hastalıklar kastedilir (ABD Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi tanımı). Örneğin astım, diyabet, romatizma, KOAH. Bazen de uzun süreli maruziyet kast edilir(...)
  • Ksifoid
    Ksifoid process (çıkıntı), sternumun (göğüs kafesi ortasındaki kemik) kılıç şeklindeki kıkırdak alt kısmı. Bu kıkırdak insanda yaklaşık 40 yaş civarında kemikleşir (ossifikasyon). Ksifoid Latince "kılıç şeklinde" demektir. Ksifoid prosesin ucu(...)
  • Küçük Omentum
    Küçük omentum, midenin küçük kurvatürü ve duodenum ile karaciğer alt yüzeyi arasındaki 2 katlı periton tabakasıdır. Mide ile karaciğer arasındaki kısma gastrohepatik ligament (bağ), duodenumla karaciğer arasındaki kısma ise hepatoduodenal(...)
  • l

  • Laparoskop
    Laparoskop, karın içini hem aydınlatan hem de gösteren bir fiberoptik teleskoptur. Laparoskopa bağlı bir monitörden (ekran) karın içine bakılır. 3, 5, 10 mm çapında teleskoplar, küçük kesilerden karın içine yerleştirilir. Laparoskopi; karın(...)
  • Laparoskopi
    Laparoskopi; Karın içine bakmak, karın içini aydınlatan ve gösteren bir teleskop ve buna bağlı monitör (ekran) ile yapılır. 3, 5, 10 mm lik teleskoplar, küçük kesilerden karın içine yerleştirilerek yapılır. Genellikle tanısal amaçlı(...)
  • Lateral
    Yan
  • Ligasyon
    Ligasyon, kelime anlamı olarak baglamak demektir. Bir ipin (ligatür) doku etrafına sıkıca yerleştirildiği ve bağlandığı cerrahi işlemdir. Bu çoğunlukla kanamanın önlenmesi için bir kan damarını bağlamak veya bir kanalı kapatmak için(...)
  • Lipid
    Lipid, yağ. Lipidlerin en önemli fonksiyonu enerji depolaması ve hücre zarını oluşturmasıdır. Lipidler, Karbonhidrat ve proteinlerle beraber canlıların ana yapısını oluşturur. Lipidler suda erimez, kloroform ve eterde çözünür. Lipidler insan(...)
  • Litotomi
    Litotomi pozisyonu, pelvis, alt karın, anorektal bölge,  vajinal bölgedeki cerrahi işlemler ve tıbbi muayene için, batı ülkelerinde doğum için hastanın yatırıldığı bir pozisyondur . Litotomi pozisyonunda, hasta sırt üstü yatar, uyluklar(...)
  • lokal
    Lokal, bölgesel. Lokal Anestezi: İşlem yapılacak bölgeye uyuşturucu ilaç enjeksiyonu. Diş çekimi ve biyopsi gibi işlemlerde kullanılır. Lokal ve regional anestezi biribirine benzer ancak farklıdır. Lokal ile regional kelimeleri arasındaki(...)
  • Lokal Anestezi
    Lokal anestezi; işlem yapılacak bölgeye uyuşturucu ilaç enjeksiyonudur. Diş çekimi ve biyopsi gibi işlemlerde kullanılır. Lokal anestezi genellikle küçük bölgelere uygulanacak cerrahi işlemlerde kullanılan bir anestezi türüdür. Lokal(...)
  • Lokal Anestezik
    Lokal anastezik, yerel uyuşturma için kullanılan ilaç. Genellikle cilt altına yada  çalışılacak bölgeye giden sinirlere anestezik ilaç enjekte edilir. Lokal anestezik sadece belli bölgedeki ağrının geri dönüşümlü olarak hissedilmesini(...)
  • Loküle
    Loküle, göz-göz, küçük boşluklar ya da bölmelerden oluşan. Apse ya da sıvı birikimlerinde lokülasyon olmasının önemi şudur ki, apse ya da sıvının tamamen boşaltılabilmesi için, tüm boşlukların (lokülasyonların) parçalanıp boşaltılması gerekir.(...)
  • m

  • Makroveziküler
    Makroveziküler, büyük veziküllerden (keseciklerden) oluşan. Mesela makroveziküler steatoz, hücrede büyük yağ veziküllerinin birikimi ile oluşan yağlanmaObezite, tip II diyabet ve alkole bağlı makroveziküler hepatosteatoz olur.
  • Mesh
    Mesh, kelime anlamı ağ şeklinde örgülü (İng) demektir. Türk tıbbında eşanlamlısı yamadır. Cerrahi yamalar fıtıklı bölgeyi güçlendirmek için kullanılır. Bu yamaların hemen tamamı poliprolene ip ile balık ağı şeklinde üretilmiş ya da örülmüşlerdir.
  • Mikroveziküler
    Mikroveziküler, küçük veziküllerden (keseciklerden) oluşan. Mesela mikroveziküler steatoz, hücrede küçük yağ veziküllerinin birikimi ile oluşan yağlanma. Tetrasiklin, gebeliğe bağlı akut karaciğer yağlanması, Reye sendromu ve hepatit C De(...)
  • Mukoza
    Mukoza; sümüksü doku veya mukozal membran. Barsak, ağız vb içini kaplar. Mukoza veya sümüksü doku lümenli organların içini kaplayan, endoderm kökenli tabakadır. Mukozanın salgıladığı sıvıya mukus (sıvısı) denir. Gelişimsel olarak(...)
  • Mutasyon
    Mutasyon, genetik yapının (genom) nükleotid diziliminde (sırasında) kalıcı değişiklik olmasıdır. Mutasyonlar DNA replikasyonu (çoğaltılması) sırasında olabileceği gibi hasar görme şeklinde de olabilir. Örneğin nükleotidlerde eksilme (delesyon)(...)
  • n

  • Narkotik
    Narkotik, uyku verici. Morfin ve eroin türü maddeler için kullanılır. Tıpta morfin türevi ilaçlar için kullanılır. Narkotik terim eski Yunanca'dan gelir "uyuşturucu" demektir. Tıpta uyku verici her türlü psikoaktif ilaç-madde anlamına(...)
  • NASH
    NASH, nonalkolik steatohepatit. Basit karaciğer yağlanmasının ikinci evresidir. Basit karaciğer yağlanmalarının %2-5 i ilerleyerek steatohepatite dönüşür. Nonalkolik steatohepatit, basit karaciğer yağlanmasının bir sonraki evresidir.(...)
  • Nekroz
    Nekroz, Latince bir kelimedir, ölmek ya da öldürmek demektir. Tıpta nekroz canlı dokunun ya da dokudaki hücrelerin ölmesi demektir. Nekroz, infeksiyon, toksin ya da travma gibi dış etkenler nedeniyle ortaya çıkabilir. Nekroz ile apoptozis'i(...)
  • Nodül
    Nodül, yumru, boğum, küçük yuvarlak kitle (1-2 cm). Örneğin; tiroid nodülü, soliter nodül (tek nodül), lenf nodülü (lenf bezi), nodüler siroz (sizoz + karaciğerde nodüller), pulmoner nodül (akciğerde küçük kitle, genellikle maligndir). Nodüller(...)
  • Nonalkolik
    Nonalkolik Alkole bağlı olmayan hastalık.  Alkol içermeyen (alkolsüz) ya da alkol oranı %0.5'den az olan içeceklerdir, alkolsüz içecek. Nonalkolik Karaciğer Yağlanması (Nonalkolik Steatohepatit, NASH): Basit karaciğer yağlanmasının(...)
  • Nonspesifik
    Nonspesifik Tıpta, bilinen bir nedeni olmayan hastalık. Belli bir patojen (bakteri vb) yada immun sistem bozukluğu hastalığa neden olmamıştır. Örneğin, nonspesifik üretrit, nonspesifik rektit-kolit (ülseratif kolit ya da Crohn hastalığına(...)
  • Nonsteroid Antienflamatuar
    Nonsteroid Antienflamatuar ilaçlar aslında ağrı kesici ve ateş düşürücü maddelerdir. Aynı zamanda steroidler gibi antienflamatuar etkileri de vardır ama steroid değillerdir (Nonsteroid). Nonsteroid Antiinflamatuar ilaçlar, NSAİİ olarak(...)
  • Nüksetmek
    Nüksetmek, nüks, hastalığın tekrar etmesidir. Örneğin fıtığın nüks etmesi, ameliyattan sonra aynı yerde yeniden fıtık olmasıdır. (Tıp: Recurrence, relapse)
  • o

  • Obez
    Obez, şişman. Sağlıklı kilonun üzerine çıkılması fazla kilolu ya da obez olarak adlandırılır. Ölçü vücut/beben kitle indeksidir. VKİ 18.5 dan küçükse zayıf, 18.5-25 arası normal (sağlıklı), 25-30 arası fazla kilolu (balık etli), 30-40 arası(...)
  • Obezite
    Obezite, şişmanlık. Besinlerle alınan kalori miktarının, harcanan kalori miktarından fazla olması sonucunda vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı ve anormal yağ birikimidir. Obezite genel olarak şöyle tanımlanır; ideal kilonun yani en az ölüm(...)
  • Omentektomi
    Omentektomi, midenin büyük kurvatüründen başlayıp tüm bağırsakların üzerini mutfak önlüğü gibi örten büyük omentum un çıkarılmasıdır. Over kanseri ve endometrium kanserlerinde ek olarak, kolon ve mide kanserleride ise organla birlikte(...)
  • Omentum
    Omentum iki çeşittir. Küçük omentum ve büyük omentum. Sadece omentum denince genellikle büyük omentum kastedilir. Büyük omentum, midenin büyük kurvatüründen başlayıp tüm bağırsakların üzerini mutfak önlüğü gibi örten , 4 katlı bir periton(...)
  • Oral
    Oral; ağız yoluyla verilen. Örneğin oral beslenme; ağız yoluyla beslenme, oral aşı; örneğin çocuk felci aşısı damla şeklindedir ve ağız yoluyla verilen bir aşıdır. Oral beslenme ile enteral beslenme birbirine karıştırılmamalıdır. Oral(...)
  • Özofagus
    Özofagus, yemek borusu. Özofagus farinks ile mide arasında bulunan, erişkinde 25 cm uzunluğunda musküler bir kanaldır. Yutulan sıvıların veya besinlerin farinksten mideye geçişini sağlar. Özofagus 6. Servikal vertebra (C6) hizasında krikoid(...)
  • Özofajit
    Özofajit; Özofagusun inflamasyonudur (yemek borusunda iltihabi reaksiyon). Özofajit, öncelikle özofagus mukozasını etkiler. Enfeksiyon, kimyasal travma (mide asiti, kostik içimi), nazogastrik sonda nedeniyle irritasyon veya mide içeriğinin(...)
  • p

  • Pacemaker
    Pacemaker Pace ritim, tempo demektir. Pacemaker ritm düzenleyici demektir. Pacemaker denince genellikle kalp pili akla gelir. Kalp pili, ritm bozukluklarında kullanılan, kalbin ritmini düzenleyen elektronik bir alettir. Aslında kalbin(...)
  • Perianal Apse
    Perianal Apse, Anüs çevresinde apse (çıban, cerahat). Anüs ve çevresinin fokal, subkutanöz ve pürülan iltihabı sonucu irin birikimidir. Anüs çevresindeki yumuşak dokuları tutar. Hastalığın oluşmasındaki mekanizma kriptoglandüler teori ile(...)
  • Perine
    Perine (bölgesi), apış arası, anüs ile üreme organı arasındaki bölge Perine bölgesi anüs ile üreme organı arasındaki bölge Kuyruk sokumundan pubise uzanan uyluklar arasındaki alandır. Posteriorunda anüs ve anteriorunda dış genital bölge(...)
  • Periton
    Periton (peritoneum), karın zarı, karın ve pelvis boşluğunu kaplayan (paryetal / parietal periton) ve bunların içindeki organları da saran (visseral / visceral periton) zar. Başlıca iki tabakadan oluşur mezotel (tek katlı skuamöz/squamous(...)
  • Permeabilite
    Permeabilite Geçirgenlik. Bir membranın, her iki tarafında bulunan maddeleri bir taraftan diğer tarafa geçirebilme yeteneği.(Osmoz veya difüzyon ile) Bazı maddelerin içlerinden katı, sıvı ve gazları geçirme özelliği Basınçlı bir(...)
  • Pigment
    Pigment, renklendirici. Biyolojide hayvan ve bitki dokuları ile organlarına bulunan ve renk veren madde. Renklendirmede kullanılan madde Vücuttaki herhangi bir renklendirici madde, renk molekülü Cilde uygulanan boya benzeri tıbbi(...)
  • Polipropilen
    Polipropilen Sütür Polipropilen sütür, sentetik, monoflaman, nonabsorbable (emilmeyen) bir sütürdür. Genellikle mavidir (görünümünü artırmak için), renksiz olanlarda vardır. 2 numara ile 10-0 (USP) arası kalınlıkta sütürleri mevcuttur. Hem(...)
  • Polyglactin
    Polyglactin (Vicryl Ⓡ), poliglaktin ; emilebilir, sentetik, örgülü ve monoflaman dikişler üretilen madde. Poliglaktin, yumuşak dokuları yaklaştırıp dikmede ve ligasyon için kullanılır. Gerilme direnci 2-3 hafta sürer, 55-70 günde hidrolize(...)
  • Polyglycolic acid
    Polyglycolic Acid (PGA, Poliglikolik Asit, Dexon Ⓡ, Polysorb Ⓡ); sentetik, absorbable (emilebilir), örgülü multiflaman ve monoflaman dikişler üretilen madde. Düğüm emniyeti iyi-orta'dır (genellikle 5 düğüm yeterlidir). Sütür glikolik asitin(...)
  • Porselen Safra Kesesi
    Porselen safra kesesi, safra kesesi duvarında kalsifikasyon olmasıdır. Kese duvarı sert ve kırılgandır. Genellikle asemptomatiktir, çekilen direkt grafilerde kalsifiye safra kesesi duvarı seçilir. Özel bir kronik kolesistit formudur. Malignite(...)
  • Portal Hipertansiyon
    Portal venöz sistemde basıncın artması. Bu venöz sistem mide, ince bağırsak ve kolondan geri dönen kanı karaciğere taşır. En çok karaciğer sirozuna bağlıdır, çünkü hasta karaciğerde kan süzülüp kalbe geri dönemez, damarlar daralmıştır.
  • Portal Ven
    Portal Ven; mide, ince bağırsak, kolon (kalın bağırsak) ve dalağın venöz (toplardamar) kanını karaciğere taşıyan kalın ven (toplardamar). Superior ve inferior mezenterik venin bitleşmesi ile oluşur. Splenik ven, bu birleşmeden hemen önce,(...)
  • Posterior
    Posterior Posterior; arka, arkasında, arkaya yakın. Anterior'un zıddı. İnsan anatomisinde vücudun arka yüzeyini ifade eder. Genellikle bir yapının diğerine göre arkasında olduğunu ya da vücudun arka kısmına yakın konumda olduğunu belirtmek(...)
  • Preeklampsi
    Preeklampsi, gebeliğin 20. haftasından sonra başlayan, doğumdan sonraki 4-6 hafta sürebilen, hipertansiyon, proteinüri (böbrekten protein kaybı), ve / veya patolojik ödem (özellikle akciğerde) ile karakterize hastalık. Preeklampsi, baş ağrısı,(...)
  • Prekanseröz
    Prekanseröz, premalign, kanser öncüsü. Henüz kanser olmamış ama kanser gelişecek yapı (lezyon). Tıpta bunların tanınması (erken teşhis), kanserin önlenmesine ya da erken tedaviye olanak verir. Örneğin, kolon polipleri premaligndir, yani daha(...)
  • Prematüre
    Prematüre Prematüre, olgunlaşamamış. Genellikle 37 haftadan önce doğan bebekler için kullanılır (Normali 40 hafta). Solunum yetmezliği ve infeksiyon en büyük sorundur. (Tıp; premature)
  • Primer Onarım
    Primer Onarım, hasarlı bölgenin / yaranın başka bir işlem yapılmadan sadece dikişle tamir edilmesidir. Örneğin fıtığı yama koymadan dikişle tamir etmek, bağırsak yaralanması varsa rezeksiyon-anostomoz yapmadan dikişle tamir edilmesi, temiz(...)
  • Proksimal
    Merkeze yakın
  • Proktit
    Proktit, rektumda iltihabi reaksiyon, tahriş. Sık sık veya sürekli olarak tuvalet yapma ihtiyacı hissi (tenezm), anüste ağrı ve kanama olması ve müküs (sümüksü salgı) gelmesi gibi belirtilerle ortaya çıkabilen makat kanalını (anal kanal) da(...)
  • Prolabe
    Prolabe Prolabe, sarkmış, dışarıya çıkmış. Tıpta bazı organ ya da yapıların dışarıya kayması anlamında kullanılır (Örneğin; rektum, uterus, hemoroid). Prolapsed teriminin Türkçeleşmiş halidir. Prolabe Rektum (Rektal Prolapsus): Total(...)
  • Prolapsus
    sarkma
  • Prolen
    Prolen (Prolene) Prolen (Prolene TM), sentetik, monoflaman, nonabsorbable (emilmeyen), polipropilenden üretilmiş bir sütürdür. Genellikle mavidir (görünümünü artırmak için), renksiz olanlarda vardır. 2 numara ile 10-0 (USP) arası kalınlıkta(...)
  • Prone
    yüzükoyun
  • Prostat
    Prostat;  erkek üreme sisteminde, mesanenin hemen altında bulunan bezdir. Kestane şeklindedir ve üretra başlangıcını (mesaneyi boşaltır) çevreler. Prostat aslında bir değil, 30-50 bezden oluşur. Prostatın salgısı süte benzer, spermin(...)
  • r

  • Radyasyon
    Radyasyon tedavisi, tıpta genellikle radyoterapi (ışın tedavisi)  anlamına gelir. Maddenin yapı taşı atomdur. Atom ise proton ve nötronlardan oluşan bir çekirdek ve çekirdeğin etrafında dönen elektronlardan oluşmaktadır. Herhangi bir(...)
  • Regional
    Regional Regional, rejyonal, bölgesel.  Ama lokal den daha geniş bir alan kastedilir. Regional anestezi: Ameliyat yapılacak bölgeye giden sinirlere uyuşturucu ilaç verilir. Lokal anesteziden daha geniş bir alan uyuşur, örneğin tüm kol, tüm(...)
  • Regional Anestezi
    Regional anestezi, Türkçe'ye çevirirsek "bölgesel anestezi" demektir. Regional anestezide, ameliyat yapılacak bölgeye giden sinirlere uyuşturucu ilaç verilir (lokal anestezik). Lokal anesteziden daha geniş bir alan (bölge) uyuşur, örneğin tüm(...)
  • Rektal Mukozal Prolapsus
    Rektal mukozal prolapsus; rektum mukozasının (sümüksü dokusunun) sarkması. Genellikle ilerlemiş çepeçevre iç hemoroidler nedeniyle olur. Rektal mukozal prolapsus, çoğu zaman dışkılamanın bekletilmesi ve geciktirilmesi gibi alışkanlıktan veya(...)
  • Rektal Prolapsus
    Rektal prolapsus, rektumun tam kat sarkmasıdır, genellikle anüsün dışına kadar çıkar. Kalın bağırsağın alt kısmı olan rektum olarak adlandırılan 15 cm’lik kısmın anüsten dışarıya doğru iç-dış olarak sarkmasıdır (sarkma-prolapsus içeride de(...)
  • Rektoskopi
    Rektoskopi, proktoskopi. Kelime anlamı rektumun içine bakmaktır. Rektoskop denen 25 cm lik ışıklı bir tüple yapılır. Rektoskop ile anal kanal, rektum ve sigmoid kanalın distali görülebilir. Yapılan İşlem Bu test genellikle poliklinkte(...)
  • Rektum
    Rektum, kalın bağırsağın (kolon) 13-15 cm lik düz olan en son (alt) parçasıdır. Sindirim kanalının sigmoid kolondan anüse kadar olan parçasına rektum denilmektedir. Ayrıca anüste son bulan kalın bağırsağın son bölümü olarak da ifade(...)
  • retansiyon
    Tutma, kalma. Örneğin idrar retansiyonu, idrarı yapamamak anlamına gelir.
  • s

  • Safra Tuzları
    Safra tuzları, primer safra asitleri olan kenodeoksikolik ve kolik asitin, taurin ve glisin ile konjuge edilmesi ile oluşur. Görevleri miçel oluşumunu kolaylaştırarak diyetteki yağların absorbsiyonunu, sindirimini ve suda taşınmasını(...)
  • Santral Obezite
    Santral Obezite; abdominal obezite, elma (erkek) tipi şişmanlık. Karın (bel) çevresinde daha fazla yağ birikiminin olduğu obezite tipidir. Kardiovasküler hastalık riski daha yüksektir. Armut (kadın) tipi şişmanlık basenler ve kalçalarda daha(...)
  • Sarılık
    Sarılık; ikter, hiperbilirubinemi. Cildin yada skleraların (göz akı) sararması. Kandaki safra pigmentlerinin (bilirubin) artışına bağlıdır. Normalde kan bilirubin düzeyi 0,2-1,2 mg/dl dir. Bilirubin 2,5 mg/dl nin üzerine çıktığında,(...)
  • Sekonder
    ikincil, tıpta başka bir hastalığın üzerine ya da bağlı olarak gelişen anlamında kullanılır
  • Semptom
    Semptom, belirti demektir. Semptomlar, hastanın anlattığı şikayetlerdir. Semptomlar subjektiftir, ölçülemez. Örneğin karın ağrısı. Doktor muayene ile karın ağrısının vasfını, neye benzediğini anlayamaz, hastaya sorarak subjektif bir biçimde(...)
  • Semptomatik
    Belirti veren.
  • Sfinkter
    Sfinkter, kanal şeklindeki yapıları sararak, kanalı açıp kapatan kas halkasıdır. Türk Dil Kurumu sözlüğündeki karşılığı büzgen. Sfinkter kası halkasal yapıya sahip bir kastır ve kendi merkezine doğru kasılabilir. İnsan bedeninde 40'ın(...)
  • Sfinkterotomi
    Sfinkterotomi, cerrahi olarak sfinkterin kesilmesi işlemi. Sfinkter, kanal şeklindeki yapıları sararak, kanalı açıp kapatan kas halkasıdır. Bazı Sfnkterotomi Örnekleri: Endoskopik sfinkterotomi; cerrahın ortak safra kanalı ile ilgili(...)
  • Siroz
    Siroz, karaciğer sirozu; en çok viral hepatit, alkol ve karaciğer yağlanmasına bağlı gelişen karaciğer hastalığının son evresidir. Karaciğer dokusunda fibrozis (nedbeleşme) gelişir ve nodüllerin ortaya çıkar. Buda karaciğer yetmezliği ve portal(...)
  • Skleroterapi
    Skleroterapi, hasta damar içine, damarı tıkayan ve büzüştüren ilaç enjekte edilmesidir. Skleroterapi, damarların reaksiyon sonucu tıkanmasına neden olan kimyasal maddenin genellikle toplardamar içerisine enjekte edilmesi(...)
  • Sklerozan
    büzüştürücü, sertleştirici
  • Skrotum
    Skrotum, erkeklerde testis, epididim ve spermatik kordun alt kısmının  içinde bulunduğu, kas ve ciltten oluşmuş bir kesedir. Kadındaki labia majörün eşdeğeridir. İndirekt inguinal herniler skrotuma inecek kadar büyüyebilir. Testis çevresinde(...)
  • Spazm
    Spazm, bir kas ya da kas grubunun yada içi boş organların (mide, ince bağırsak, sfinkterler) ani ve istemsiz kontraksiyonu (kasılması, daralması). Spazmın devamında ani bir ağrı gelişir (kolik ağrı, kramp). Ağrı spazm devam ettiği müddetçe(...)
  • Steatohepatit
    Steatohepatit, karaciğer yağlanmasının neden olduğu karaciğer inflamasyonudur (iltihabi reaksiyon). Basit karaciğer yağlanmalarının %2-5 i ilerleyerek steatohepatite dönüşür. Nonalkolik steatohepatit, basit karaciğer yağlanmasının bir sonraki(...)
  • Steatoz
    Steatoz, yağlanma. Bir çeşit hücre hasarıdır, hücre içinde trigliserit damlacıkları birikir.  Steatoz, en çok karaciğerde görülür (hepatosteatoz). Obezite, tip II diyabet, kolesterol yüksekliği ve alkol kullanımına bağlıdır.
  • Steroid
    Steroid ilaç denince genellikle inflamasyonu önleyen kortizollü ilaçlar kastedilir. Steroid, doğal olarak bulunan ve yapıları kolesterole benzeyen bir grup maddenin ortak ismidir ancak steroid ilaç denince genellikle inflamasyonu önleyen(...)
  • Strangülasyon
    Strangülasyon, boğulma, sıkışarak kansız kalma (strangling, boğazını sıkarak boğmak). Strangüle herni, fıtığın içindeki bağırsakların kansız kaldığını (iskemi) ve gangren gelişebileceğini ifade eder. Bağırsak obstrüksiyonlarında da yine(...)
  • Strangüle
    Strangüle, boğulmuş, sıkışarak kansız kalmış. (strangling, boğazını sıkarak boğmak). Strangüle herni, fıtığın içindeki bağırsakların kansız kaldığını (iskemi) ve gangren gelişebileceğini ifade eder.
  • Strangüle Herni
    Strangüle herni, inkarsere hernide bağırsakların kan akımı kesildiğinde (iskemi) bu ismi alır. Etkilenen bağırsakta gangren gelişebilir. Bu ise hayatı tehdit eden bir durumdur ve acil cerrahi gerektirir. Çünkü strangüle bağırsak sonunda(...)
  • Submukoza
    Submukoza Submukoza (mukozanın altında), tela submucosa. Gastrointestinal, solunum ve üriner sistem organlarının (içi boşluklu, kanal yapısındaki organlar) mukoza denen en içteki tabakanın altında bulunan bağ dokusu tabakasıdır. Bu bağ doku(...)
  • Supozituar
    Supozituar, fitil; rektum, vajina veya üretraya uygulanan, oda sıcaklığında katı, vücut sıcaklığında eriyen sıvı yağlar ile hazırlanan koni şeklindeki farmasötik şekillerdir. Supozituarda kullanılan yağlar; kakao yağı, hidrojenize bitkisel yağ(...)
  • t

  • Tam Buğday
    Tam Buğday Tam buğday, buğdayın tüm kısımlarını içerir. Buğday tahıllar içinde un ve ekmek yapımında en çok kullanılan tahıldır (Tahıl Örnekleri; buğday, arpa, çavdar, yulaf, kino vd). Tahıl-buğday tanesinin bölümleri şunlardır. Lif(...)
  • Tam Tahıl
    Tam Tahıl Tam tahıl, tahılın (buğday, çavdar, yulaf vb) tüm kısımlarını içerir. Tahıl tanesinin bölümleri şunlardır. Lif açısından zengin dış kabuk (kepek, bran), Ortadaki nişastalı kısım (endosperm, beyaz un yapılır) Besleyiciliği(...)
  • Taşikardi
    Taşikardi, taşiaritmi de denir, kalp hızının (nabız sayısı) normalden (istirahatte) fazla olamasıdır. 15 yaşın üzerindeki erişkinlerde dakikada 100 den fazla olmasıdır. Yaş küçüldükçe bu sınır büyür. Nedenleri, egzersiz, anemi, korku-heyecan,(...)
  • Tension Free
    Tension free, gerilimsiz demektir. Tıpta tension free herni onarımı (fıtık tamiri) şeklinde sıkça kullanılır, yama ile yapılan onarım kastedilir (Lichtenstein). Çünkü dikiş konan tekniklerde gerilim vardır ve gerilim nükse neden olur. Tension(...)
  • Testis
    Testis, erbezi, erkekte üreme hücrelerini (spermatozoa) üreten endokrin bir bezdir. Yani aynı zamanda androjen hormonları (özellikle testosteron) üretir. Skrotum içinde bulunur. Kadında eşdeğeri overdir (yumurtalık). Testis ve overin her(...)
  • Tip 1 Diyabet
    Tip 1 Diyabet Tip 1 diyabet, jüvenil diyabet, insülin bağımlı diyabet; pankreas yeterli insülini üretemez (insülin yetmezliği), bu yüzden kan şekeri yükselir. Tip 1 diyabete jüvenil diyabet de denir (genç yaşta görülen), çocukluk ya da(...)
  • Tip 2 Diyabet
    Tip 2 diyabet; dokular insüline duyarsızdır (insülin rezistansı), pankreas insülin salgısını artırır ama bu bile yeterli olmaz. Tip 2 diyabet erişkin yaşta (ortalama 45) ve özellikle obezlerde ortaya çıkar, tüm diyabetlerin %90-95'ini(...)
  • Toksin
    Toksin Toksin; Latince bir kelimedir, canlıda oluşan zehirli madde anlamındadır. Toksin genel manada organizmayı zehirleyen maddelerdir. Toksin terimi çoğu zaman, canlı organizmalar tarafından üretilen zehirler ile sınırlandırılır(...)
  • Tomografi
    Tomografi; bilgisayarlı tomografi. X ışını gönderen bir tüp hastanın çevresinde döner, karşı taraftaki detektör görüntüleri alır. Bunlar bilgisayar ile işlenir. Böylece kesitsel görüntüler elde edilir. Kesit aralıkları 1-10 mm arasında değişir.(...)
  • Transaminazlar
    Transaminazlar, bir amino asidin amino grubunu, bir keto asite aktarımını katalize eden bir grup enzim. Böylece yeni bir aminoasit oluşur. Aminotransferaz veya karaciğer enzimleri olarak da bilinir. Genelde verici molekül aminoasit, alıcı(...)
  • Trigliserid
    Trigliserid, vücutta en çok depolanan yağ. Trigiserid üç molekül yağ asiti ve bir molekül gliserol içerir. Trigliseridler kanda artarsa, kalp damar hastalığı riski de artar. Trigliseritler hem gıdalarla alınır hem de vücutta karbonhidratlardan(...)
  • Trimester
    Trimester, 3 aylık period. Özellikle gebelikte kullanılır. 1. trimester 0-13 hafta, 2. trimester 14-26 hafta, 3. trimester 27-40 hafta arasıdır. Aslında fetusun gelişmesinin 3 ayrı evresidir. 1. trimesterde hücreler farklılaşır, 2. trimesterde(...)
  • Tromboz
    Tromboz, trombüs (pıhtı) oluşumu. Tromboz aynı zamanda, bir damarın trombüs (damar içinde pıhtı) tarafından tıkanmasına verilen isimdir. Arter veya venlerde oluşabilir fakat genellikle venlerde görülür. Derin ven trombozu en yaygın görülen(...)
  • Tru Cut Biyopsi
    Tru Cut Biyopsikalın iğne biyopsisi (kor, core biyopsi). Özel dizayn edilmiş bir iğne ile, dokunun (kitenin) içinden silindirik doku parçaları alınır. İnce iğne aspirasyon biyopsisinde (İİAB) tek tek hücreler elde edilirken, kalın iğnede(...)
  • turkcerrahi.com
    turkcerrahi.com, Laparoskopik & Genel Cerrahi Sitesi. Hastalıklar hakkında bilgiler, ders notları, ameliyat videoları ve orijinal çizimler sunan web sitesi.
  • u

  • Ultrasonografi
    Ultrasonografi; ultrason. Radyolojik bir tekniktir. Derindeki dokuları incelemeye yarar. Cihazın probu ultrasonik ses dalgaları üretir (1 milyon-10 milyon hertz, (megahertz)). Ses dalgaları dokulara çarpıp geri döner (eko, yankı yapar). Ses(...)
  • Umbilikal
    Göbekle ilgili. (Tıp: Umbilical)
  • Umbilikal Arter
    Umbilikal arter, göbek kordonu içindeki çift arterdir. Umblikal arterler bebeğin kalbinin pompaladığı oksijensiz ve besinsiz kanı taşır. Fetüsün internal iliak arterlerinden çıkar, plasentaya girer. Doğumdan sonra oblitere olur (kapanır) medial(...)
  • Umbilikal Herni
    Göbek fıtığı. Göbekteki açıklıktan bağırsakların dışarı çıkması. Genellikle çocuklarda görülür. 1-2 yaşına kadar kendiliğinden kapanır. Genellikle zararsızdır. 4 yaşına kadar iyileşmemişse ve erişkinde cerrahi tedavi gerekebilir. (Tıp:(...)
  • Umbilikal Ven
    Umbilikal ven, göbek kordonu içindeki vendir. Umblikal ven, plasentedan gelen oksijenli ve besinli kanı taşır fetusun portal venin sol dalına dökülür. Doğumdan sonra oblitere olur (kapanır) ve karaciğerin round ligamanı (ligamentum teres(...)
  • USG
    Ultrasonografi; ultrason. Radyolojik bir tekniktir. Derindeki dokuları incelemeye yarar. Cihazın probu ultrasonik ses dalgaları üretir (1 milyon-10 milyon hertz, (megahertz)). Ses dalgaları dokulara çarpıp geri döner (eko, yankı yapar). Ses(...)
  • v

  • Varis
    Varis; venlerin (toplardamar) kalıcı olarak genişlemesi, uzaması ve kıvrımlanması. Örneğin bacak varisleri, özofagus varisleri (siroza bağlı, yemek borusunda), hemoroidler (aslında rektal varislerdir). Alt Eksteremite Varisleri Vücuttaki tüm(...)
  • Vasküler
    Vasküler; Damarla ilgili. "Vas" Latince, damar demektir.  Vasküler sistem; damar sistemi. Kan damarları (vasküler sistem) dolaşım sisteminin (kardiyovasküler sistem) bir parçasıdır. İnsan vücudunda kan, damarların içinde taşınır. Üç ana kan(...)
  • Veress İğnesi
    Veress iğnesi, laparoskopik ameliyata başlamadan önce karın içini şişirmek (pnömoperitoneum) için kullanılan yaylı bir iğnedir. İğneyi batırırken yaylı yuvarlak uç içe kaçar ve dıştaki keskin iğne karın tabakalarını deler. İğne karın içine(...)
  • Vicryl
    Vicryl Ⓡ; polyglactinden üretilen (poliglaktin), emilebilir, sentetik, örgülü ve monoflaman dikiştir. Vicryl, yumuşak dokuları yaklaştırıp dikmede ve ligasyon için kullanılır. Gerilme direnci 2-3 hafta sürer, 55-70 günde hidrolize edilerek(...)
  • Vücut Kitle İndeksi
    Vücut / beden kitle indeksi, kişinin ağırlığının (kg), boyunun karesine (m²) bölünmesi ile elde edilen rakamdır. Obezite indeksi (ölçütü) olarak kullanılır. Birimi kg/m² dir. Örneğin ağırlık= 70 kg, Boy = 175 cm (1.75 m) ise, VKİ= 70 ÷(...)
  • y

  • Yağ Asidi
    Yağ Asidi Yağ asidi; uzun bir alifatik zincir (doymuş ya da doymamış) ve karboksilik asitten oluşan moleküllerdir (-COOH). Alifatik zincir, birbirine bağlı karbonlardan oluşan zincirlerdir, bu karbonlara da hidrojen bağlanır. Karbonların hepsi(...)