Yazan: Prof. Dr. Ömer Rıdvan Tarhan

Hiponatremi, plazma sodyum konsantrasyonunun 135 mEq/L altında olmasıdır. Ekstrasellüler sıvı hacmi, artmış, normal ya da azalmış olabilir. Çoğu hiponatremi iki ana mekanizma ile oluşur, sodyum kaybı (deplesyonel hiponatremi) veya ekstrasellüler su fazlalığına bağlı dilüsyonel hiponatremi.

Hiponatremi, klinik pratikte en sık karşılaşılan elektrolit bozukluğudur ve hastanede yatan hastaların yaklaşık %15–25’inde görülmektedir.

Volüm Durumuna Göre Hiponatremi Sınıflaması

  1. Hipervolemik (Dilüsyonel) Hiponatremi 
    • Ekstrasellüler suyu artıran hastalıklar
      • Kalp yetmezliği, siroz, nefrotik sendrom, ileri böbrek yetmezliği,
    • Artmış su alımı (oral veya iyatrojenik)
    • Postoperatif ADH artışı
    • Sıvı retansiyonuna neden olan ilaçlar
      •  Antipsikotikler
      • Trisiklik antidepresanlar
      • ACE inhibitörleri
  2. Normovolemik (Euvolemik) Hiponatremi 
    • Hiperglisemi, mannitol; osmotik etki ile ekstrasellüler alana sıvı geçer ve dilüsyonel hiponatremi gelişir. Serum glukozundaki her 100 mg/dL artış, serum sodyumunu yaklaşık 1.6 mEq/L düşürür.
    • Psödohiponatremi: Hiperlipidemi veya paraproteinemi durumlarında plazma su fraksiyonu azalır; gerçek su dengesi normal olmasına rağmen laboratuvarda sodyum düşük ölçülür.
    • Uygunsuz ADH sendromu (SIADH): En tipik normovolemik hiponatremi nedenidir. ADH’nin uygunsuz salınımı sonucu su tutulur ve sodyum dilüe olur.
    • Su intoksikasyonu
    • Diüretikler:Özellikle tiyazid grubu diüretikler
  3. Hipovolemik (Deplesyonal) Hiponatremi
    • Azalmış sodyum alımı (diyet, düşük sodyumlu enteral beslenme)
    • Gastrointestinal kayıplar
      • Kusma
      • Uzamış nazogastrik aspirasyon
      • İshal
    • Renal kayıplar
      • Diüretikler
      • Adrenal yetmezlik
      • Böbrek hastalıkları
    • Sürrenal yetmezlik (Na atılımı fazla, su kaybı eşlik eder)

Hiponatreminin Semptom ve Bulguları

Hiponatremi ve Hipernatremi - Patofizyoloji ve Klinik Bulgular
Hiponatremi ve Hipernatremi - Patofizyoloji ve Klinik Bulgular

Hiponatreminin klinik bulguları, serum sodyum düzeyinin düşme derecesine ve bu düşüşün hızına bağlıdır. Bulguların büyük bölümü, hücresel su artışı sonucu gelişen beyin ödemi ve buna bağlı kafa içi basınç artışından kaynaklanır.

Deplesyonel hiponatremide sodyum kaybı ekstrarenal ise (örneğin gastrointestinal sistem kaynaklı), idrar sodyumu genellikle düşüktür (<20 mEq/L). Renal kaynaklı kayıplarda ise idrar sodyumu yüksektir (>20 mEq/L).

Akut Hiponatremi: Plazma sodyumundaki dolayısıyla da osmolalitesindeki hızlı düşüş, osmotik gradient nedeniyle suyun hücre içine geçmesine ve hücre ödemine yol açar. Baş ağrısı, bulantı, letarji ve dezoryantasyon sık görülür. Serum sodyumu hızla 115–120 mEq/L’nin altına düştüğünde nöbet, koma, beyin herniasyonu ve ölüm riski ortaya çıkar. Doğal olarak kafatası genişlemeye müsait olmadığı için için beyin hacmindeki %10'u aşan artışlar bile ölümcül olabilir.

Kronik Hiponatremi: Beyin, bir adaptasyon mekanizması geliştirerek hücre içinden sodyum, potasyum ve organik osmoller (glutamat gibi) uzaklaştırır. Bu, hücre şişmesini sınırlar ancak hiponatreminin çok hızlı düzeltilmesi durumunda bu osmollerin geri kazanımı yavaş kalır ve beyin hücrelerinin büzüşmesi (osmotik demiyelinizasyon sendromu) riski doğar.

Hiponatreminin Tedavisi

Tedavinin temelini, altta yatan mekanizmanın sodyum eksikliği mi yoksa su fazlalığı mı olduğunun doğru şekilde belirlenmesi oluşturur.

Akut ve Semptomatik Hiponatremi: Acil ve kontrollü şekilde serum sodyumunun yükseltilmesi gerekir; genellikle %3 hipertonik NaCl kullanılır.

Kronik Hiponatremi: Asla hızlı düzeltilmemelidir. İlk 24 saatte serum sodyum artışı 6–8 mEq/L’yi, 48 saatte ise toplam 12–15 mEq/L’yi geçmemelidir.