Yazan: Prof. Dr. Ömer Rıdvan Tarhan

Yetişkin bir kadında ve erkekte vücut ağırlığının sırasıyla yaklaşık %50–60’ı sudur. Bu su, hücre zarı ve kapiller damar duvarı gibi bariyerlerle ayrılmış, farklı elektrolit kompozisyonlarına sahip üç ana kompartmanda (bölüm) dağılmıştır:

  1. Plazma
  2. İnterstisyel Sıvı
  3. İntrasellüler Sıvı.

Klinikte volüm kaybı, ödem veya elektrolit bozukluklarını anlayabilmek için yalnızca “ne kadar sıvı” kaybedildiğini değil, aynı zamanda “hangi kompartmandan” kaybedildiğini bilmek gerekir.

1. Organ ve Dokuların Su İçeriği

Organların su İçeriği ve Vücut Sıvı Dağılımı
Organların Su İçeriği ve Vücut Sıvı Dağılımı

İnsan vücudunun büyük kısmı sudan oluşur. Su oranı yaş, cinsiyet ve doku tipine göre değişiklik gösterir. Bebeklerde (0-12 ay) vücut kütlesinin yaklaşık %75’i sudur. Yetişkin kadın ve erkekler sırasıyla %50–60 su içerir. Yaşlılarda su oranı %45’e kadar düşebilir. Bu değişim, büyüme ve yaşlanma sürecinde; kas, yağ, kemik ve organ oranlarının farklı olmasından kaynaklanır.

Yaşlılarda, kadınlarda ve şişmanlarda kas kütlesi daha az olduğu için vücut suyu da düşüktür.

Vücuttaki organ ve dokular arasında da su oranı açısından büyük farklılıklar bulunur. Örneğin beyin ve böbrekler, kütlelerinin %80–85’i sudan oluşan organlardır ve bu nedenle suya en zengin dokular arasındadır. Su oranı yüksek organlar (beyin, böbrek) susuzluktan hızlı etkilenir. Buna karşılık, dişler en düşük su oranına sahip yapılar olup, kütlelerinin yalnızca %8–10’u sudur.

2. Vücut Sıvı Kompartmanlarının Dağılımı

Not: Aşağıdaki hesaplamalar 70 kiloluk bir erkeğe göre yapılmıştır.

Toplam vücut suyu (TVS), vücut ağırlığının ~%60'ıdır (~42 litre). Bu su iki ana kompartmana ayrılır:

  • İntrasellüler Sıvı (Hücre İçi Sıvı) : Vücut ağırlığının ~%40'ı dır (~28 litre). Bu, vücuttaki suyun en büyük deposudur.
  • Ekstrasellüler Sıvı (Hücre Dışı Sıvı): Vücut ağırlığının ~%20'sidir (~14 litre). Ekstrasellüler sıvı kendi içinde ikiye ayrılır:
    • İnterstisyel Sıvı ve Lenf: Vücut ağırlığının ~%15’idir (~10.5 litre) Hücreleri çevreleyen, doku aralarındaki sıvıdır.
    • Plazma: Vücut ağırlığının ~%5’idir (~3.5 litre). Kanın sıvı kısmıdır.

3. Kompartmanların Elektrolit İçeriği (Kompozisyonu)

Kompartmanlar arasındaki en çarpıcı fark, elektrolit dağılımıdır. Bu dağılım, hücre zarındaki sodyum-potasyum pompası (Na⁺/K⁺-ATPaz) ve iyon kanalları tarafından aktif olarak (enerji harcanarak) sürdürülür.

A.Ekstrasellüler Sıvı Kompozisyonu:

  • Ana Katyon (Pozitif Yük): Na⁺ (~140 mmol/L). Sodyum ekstrasellüler sıvı osmolaritesinin başlıca belirleyicisidir.
  • Ana Anyonlar (Negatif Yük): Cl⁻ ve HCO₃⁻ (Bikarbonat).
  • Plazma & İnterstisyel Sıvı Farkı: Gibbs-Donnan Dengesi nedeniyle plazmada biraz daha fazla katyon (Na⁺), interstisyel sıvıda ise biraz daha fazla anyon (Cl⁻) bulunur. En önemli fark, büyük proteinlerin (albümin) sadece plazmada bulunması ve plazmaya onkotik basınç kazandırmasıdır.

B. İntrasellüler Sıvı Kompozisyonu:

  • Ana Katyon (Pozitif Yük): Potasyum (K⁺). HİS'nin temel katyonudur. Konsantrasyonu ~150 mmol/L'dir.
  • Diğer Önemli Katyon: Magnezyum (Mg²⁺).
  • Ana Anyonlar (Negatif Yük): Organik fosfatlar (örn, ATP, kreatin fosfat) ve proteinler. Hücre dışı sıvıda bol olan Cl⁻ ve HCO₃⁻, hücre içi sıvıda görece azdır.

4. Kompartmanlar Arasındaki Dinamik Denge: Ozmoz ve Starling Kuvvetleri

Bu kompartmanlar statik değildir; sürekli bir dinamik denge içindedir.

Plazma ↔ İnterstisyel Sıvı Arasındaki Su Hareketi

Starling Kuvvetleri (kapiller hidrostatik basınç ve plazma onkotik basıncı) tarafından yönetilir.

  • Arteriyel kapiller uçta: Hidrostatik basınç yüksektir → sıvı plazmadan interstisyel alana filtre olur.
  • Venöz kapiller uçta: Hidrostatik basınç düşer, onkotik basınç sabit kalır → sıvı interstisyel alandan plazmaya geri emilir.
  • Bu denge bozukluğunda, örneğin sirozdaki albümin düşüklüğü ödeme neden olur.

Hücre Dışı Sıvı ↔ Hücre İçi Sıvı Arasındaki Su Hareketi:

Ozmoz tarafından yönetilir. Temel belirleyici, hücre zarının her iki tarafındaki efektif osmolarite (tonisite) farkıdır.

  • Hipertonik (artmış) ekstrasellüler sıvı osmolaritesi → Su hücre dışına çıkar → Hücreler büzüşür (krenasyon).
  • Hipotonik (azalmış) ekstrasellüler sıvı osmolaritesi → Su hücre içine girer → Hücreler şişer (ödem), patlayabilir (lysis).
Vücut Sıvı Kompartmanlarının Elektrolit Dağılımı (mmol/L cinsinden yaklaşık değerler)
Vücut Sıvı Kompartmanlarının Elektrolit Dağılımı

Klinik Çıkarım:

  • Plazma kaybı (kanama, yanık): Hem sıvı hem de protein kaybı olur. Replasman için sıvı + kolloid/kana ihtiyaç vardır.
  • İnterstisyel sıvı kaybı (kusma, ishal, terleme): Sıvı ve elektrolit (Na⁺, Cl⁻) kaybı olur, protein kaybı minimaldir. Replasman için izotonik kristalloidler (örn. %0.9 Salin, Ringer Laktat) uygundur.
  • Hiponatremi: Temelde bir ekstrasellüler sıvı problemidir. Ekstrasellüler sıvının aşırı sulandırılmasıdır. Su hücre içine geçerek hücre içi ödeme (örneğin beyin ödemi) neden olur.
  • Hipernatremi: Ekstrasellüler kompartmanın su kaybetmesi veya aşırı tuz yüklenmesi nedeniyle ortaya çıkar. Su hücreden çıkarak hücrede dehidratasyona neden olur.
  • Ödem: Kapiller hidrostatik basıncın artması, plazma onkotik basıncının azalması (hipoalbuminemi) veya lenfatik drenajın bozulması sonucu interstisyel alanda sıvı birikimi gelişir.

Sonuç:

Vücut sıvı kompartmanlarının kompozisyonunu anlamak, genel cerrahi pratiğin temel bileşenlerinden biridir. Hangi kompartmandan neyin kaybolduğunu bilmek, kaybın neden olduğu semptomları açıklar ve doğru replasman sıvısının seçimini yönlendirir.

Bir sonraki alt başlıkta, Gastrointestinal Sistem Sekresyonlarının İçeriğini inceleyerek, cerrahide sık karşılaşılan kayıpların elektrolit profilini öğreneceğiz.