Yazan: Prof. Dr. Ömer Rıdvan Tarhan

Potasyum fizyolojisi, hücre içi ve hücre dışı sıvı kompartmanları arasındaki hassas dengeye dayanır. Potasyum (K⁺), hücre içinin başlıca katyonudur ve plazma konsantrasyonu dar sınırlar içinde (3.5–5.0 mEq/L) korunur.

Total vücut potasyumunun yaklaşık %98’i hücre içinde, yalnızca %2’si hücre dışı sıvıda (ekstrasellüler sıvı, ESS) bulunur. Buna asimetrik dağılıma karşın bu küçük hücre dışı fraksiyon, özellikle kardiyak iletim ve nöromüsküler fonksiyon açısından kritik öneme sahiptir. Hem hiperkalemi hem de hipokalemi, yaşamı tehdit eden kardiyak aritmilere yol açabilir.

Hücre içi ve dışı potasyum dengesi, hücre membranındaki Na⁺/K⁺ - ATPaz pompası, insülin, katekolaminler, asit-baz durumu ve böbrekler tarafından düzenlenir. Bu mekanizmalardaki bozulmalar, serum potasyum düzeylerinde klinik olarak anlamlı değişikliklere neden olur.

Potasyum dengesizlikleri, genel cerrahi pratiğinde sık karşılaşılan ve çoğu zaman hızlı müdahale gerektiren hayati durumlardır. Klinik bulgular ve EKG değişiklikleri, laboratuvar değerleri kadar önemli tanısal ipuçları sunar. Hiperkalemide kardiyak arrest riski, hipokalemide ise ileus ve aritmi riski mutlaka akılda tutulmalıdır.

Potasyumun Asit-Baz Dengesiyle İlişkisi

Potasyum dengesini değerlendirirken asidoz ve alkaloz durumu göz ardı edilmemelidir. Asidozda hücre dışındaki H⁺ iyonları hücre içine girerken, elektriksel dengeyi sağlamak için K⁺ hücre dışına çıkar (Hiperkalemi eğilimi). Alkalozda ise bunun tam tersi gerçekleşerek potasyum hücre içine kaçar ve hipokalemiye neden olur.

Potasyum Dengesizliklerinin Klinik ve Cerrahideki Yeri

1. Postoperatif İleus ve Hipokalemi İlişkisi

Cerrahi hastada en sık görülen elektrolit bozukluklarından birisi hipokalemidir.Cerrahi sonrası gelişen hipokalemi, düz kas kontraktilitesini bozarak gastrointestinal motiliteyi azaltır ve uzamış ileusa yol açabilir. Bu nedenle cerrahi sonrası bağırsak seslerinin geri dönmemesi durumunda ilk kontrol edilmesi gereken parametrelerden biri potasyum düzeyidir ve gerektiğinde replase edilmelidir.

2. Kardiyak Aritmi Riski ve Monitorizasyon

Hem hiperkalemi hem de hipokalemi hayati aritmilere neden olabilir. Hiperkalemide EKG'de sivri T dalgaları ve PR uzaması görülürken; hipokalemide U dalgası ve ST depresyonu tipiktir. Özellikle kardiyak cerrahi geçiren veya dijital grubu ilaç kullanan hastalarda bu değişimler ani kardiyak arreste yol açabileceği için sıkı laboratuvar takibi elzemdir.

3. Böbrek Fonksiyonu ve Eliminasyon

Vücuttaki potasyumun ana çıkış yolu böbreklerdir. Böbrek yetmezliği olan cerrahi hastalarda hiperkalemi yönetimi daha karmaşıktır. Böbrek fonksiyonunun bozulduğu durumlarda potasyum tutucu ajanlardan kaçınılmalı; dirençli vakalarda diyaliz veya iyon değiştirici reçineler (Kayexalate) düşünülmelidir

  • Hafif-orta hiperkalemide: Kayexalate, loop diüretikleri
  • Şiddetli hiperkalemide/kardiyak toksisitede: Kalsiyum glukonat, insülin-glukoz, diyaliz

4. Pseudohiperkalemi (Yalancı Hiperkalemi)

Cerrahi kliniklerinde sık rastlanan bir hata kaynağıdır. Kan örneği alınırken turnikenin çok sıkı olması, hastanın yumruğunu sıkması veya örneğin bekletilmesi sonucu gelişen hemoliz (eritrositlerin parçalanması), potasyumun hücre (eritrosit) dışına sızarak laboratuvar sonucunun (potasyum) yanlışlıkla yüksek çıkmasına neden olur. Klinik bulgu ile laboratuvar uyumsuzsa (klinik şüphe durumunda), hemolizsiz yeni bir kan örneği alınmalıdır.

Özet

Özetle, cerrahi pratikte potasyum sadece bir laboratuvar değeri değil; hastanın bağırsak pasajından kardiyak stabilitesine kadar her şeyi belirleyen "en kritik" elektrolitlerden biridir.